AHTAPOT NEDİR?
Ahtapotlar, Octopoda adlı sınıfın yumuşak gövdeli üyeleridir. Sekiz kolu ve üç kalbi bulunan ahtapotların şu ana kadar yaklaşık 300 türü bilinmektedir. Dünyanın en zeki omurgasız hayvanı olan ahtapotlar, kalamar ve mürekkep balığı ile birlikte kafadan bacaklılar grubuna mensupturlar. Diğer üyeleri gibi iki göz ve kollarının altında bulunan sert bir gagaya sahiptirler. Ağzı sekiz kolunun ortasında yer alır. Başları önde ve kolları arkada ileriye atılıp sürünerek hareket ederler. Bu sayede çok küçük deliklerden bile kolayca geçebilirler.
Ahtapotların Tarihi
Ahtapotlar yumuşakça canlılar olduğu için bilinen fosilleri çok azdır fakat ahtapotların atalarının yaklaşık 300 milyon önce yaşadığı öngörülmektedir. Soyu tükenmiş çoğu ahtapot türleri şimdiki Octopoda sınıfındaki canlılar gibi kabuksuz, yumuşakça değildiler. Özellikle İskandinav mitolojisinde bilinen, sürekli karşımıza çıkan Kraken, deniz canavarı olan bir ahtapottur ve birçok film, dizi ve kitaplara konu olmuştur.
Ahtapotların Yaşamları
Her deniz habitatına uyum sağlayan ahtapotlar, tatlı suda yaşayamazlar. Yavru ahtapotlar genellikle denizin sığ bölgelerinde yaşamlarını sürdürürken, yetişkin olanlar mercan resifleri ve deniz yatağının olduğu bölgelerde yaşarlar. Bazı ahtapot türleri ise okyanusun soğuk ve derin bölgelerinde bulunurlar.

Yaşam süreleri kısa olan ahtapotlar ortalama bir buçuk yıl yaşarlar. Yaşamları üredikten sonra sonlanır. Dişi ahtapotlar yumurtaları çatlayana kadar hayatta kalır fakat sonra açlıktan ölürler. Dolayısıyla her dişi ahtapot sadece bir kere anne olabilir. Yumurtadan çıkanlar uzun bir süre plankton olarak kalırlar. Ardından hızla erişkin halini alırlar.
Ahtapotların Özellikleri ve Beslenme Şekilleri
Ahtapotların kollarının iç bölgesinde emici denilen vantuzlar bulunur. Vantuzları fazlasıyla yapışkandır ve ahtapotun kayalıklara tutunmasını ya da bazı objeleri kullanabilmesini sağlar. Ortalama 1000 ila 2000 vantuza sahip bu sekiz adet vantuzlu kollar ahtapotun ağzını çevreler. Bu sayede koku ve tat alabilirler. Arkadaki iki kol yürümesini, diğer kolları ise beslenmesini sağlamaktadır. Ayrıca bu kollar, ahtapot beyniyle sinyal vermeden bile hareket edebilme yetisine sahipler. Hareketlerini beyin sinyalleriyle anlayamayan ahtapotların algıları güçlü değildir ve bu yüzden kollarını sadece gözleriyle takip ederler.

Ahtapotlar çıkık iri gözlere sahip canlılardır. Yapılarındaki benzerlikten dolayı diğer balıklarınkine benzese de gözleri kıkırdak bir kapsülden oluşmaktadır. Görme yetileri çok iyi olmasına rağmen renk körüdürler. Kendilerini yenileyebilme yeteneğine sahip olan ahtapotlar, kopan kollarından herhangi birini yeniden kullanabilir. Üstelik avcılardan kaçarken kafasını karıştırma amacıyla kollarını kendileri de koparabilirler.
Ahtapotlar avcılardan kaçınmak için mürekkep kesesini kullanır. Kese, sindirim bezinin altında, sifona yakın yerde bulunur. Böylece kesedeki sümüksü kıvamda olan siyah sıvı, su sayesinde sifondan atılır ve avcılardan kaçarlar.
Deniz samurları, deniz kuşları ve büyük balıklar için av konumunda olan ahtapotlar bu avcılardan kaçarken kamuflaj yeteneklerini kullanırlar. Derilerindeki kramatofor hücreleri ile renklerini değiştirirler. Bu renk değişimleri birbirleri ile iletişim kurmalarında da yardımcı olur.

Ahtapotlar avcı yumuşakçalardır. Deniz tabanında yaşayan bu avcı yumuşakçalar; kabuklular, deniz tarağı ve deniz salyangozu tüketir. Avlarını kayalıklar arasında kollarıyla hareket ederek bulur ve sifonu sayesinde avının üzerine hücum eder. Avına vantuzları ile yapışıp beslenir. Tabanı tercih etmeyen ahtapotlar ise daha çok karides ve balıklarla beslenirler. Yengeç türleriyle beslenen nadir ahtapotlarda bulunur. Kabuklu olan avlarını delerek nörotoksin bir sıvı yerleştirirler bu sayede av ölür ve kabuğu yumuşar. Kabuğu çok sert olmayan avlarını ise parçalayarak yemeyi tercih ederler.
Beyni diğer hayvanlara oranla daha büyük olan bu canlılar, büyük zekâ kapasitesine sahiptirler. Labirentlerden kaçabildikleri gibi kapakları açma yetileri de vardır.