1. Anasayfa
  2. Atatürk Köşesi

Ülkemizde Kadına Verilen Siyasi Haklar

Bu İçerik de Kadınlara Verilen Haklar Hakkında Bir Makale Yazdım

Ülkemizde Kadına Verilen Siyasi Haklar
kadınların siyasi hakları

Ülkemizde Kadına Verilen Siyasi Haklar

Türk toplumunun binlerce yıllık geçmişinden gelen alışkanlıkları doğrultusunda kadına ayrı bir önem verdiği bilinmektedir. Ülkemizde Kadına Verilen Siyasi Haklar konusunda kadının Cumhuriyet dönemi ile seçme ve seçilme hakkına kavuştuğu gözlemlenir.

Bunun yanı sıra İslamiyet öncesi dönemde yaşayan Türk topluluklarında kadının toy meclislerinde yer alması kağanın yanında söz sahibi olması bilinen bir gerçektir. Kadının kağanın yokluğunda toya başkanlık etmesi en az hakan kadar kutsal sayılması da söz konusudur.

Kadın, Türk toplumu ele alındığında yeri geldiğinde annelik vazifesini yaparken yeri geldiğinde de idarecilik vasfını kullanabilmiştir. Ava çıkan, evin sahibi olarak tanımlanan kadın, evin idarecisi olarak da geçmişte önemli roller üstlenmiştir.

Tarihsel süreçlerde yaşanan gelişmeler zaman zaman kadının üstlendiği rolleri çeşitli sebeplere bağlı olarak arka plana itmiş olsa da törenin süregelen yapısı yerleşmiş alışkanlıkların devam ettirilmesinde etkili olmuştur.

Osmanlı İmparatorluğu’nda Tanzimat döneminde ortaya çıkan kadın hareketleri incelendiğinde eğitimle başlayan yeniliklerden de söz etmek mümkündür. Bu dönemde açılan okullarda birçok kadın eğitim almıştır. Meşrutiyet dönemine geçişle birlikte artan yenileşme hareketleri söz konusu olmuştur.

Meşrutiyet dönemi kadınların Posta Nezareti gibi alanlarda çalışmaya başladıkları bir dönemdir. İmparatorluğun içinde bulunduğu savaş koşullarına bağlı olarak kadınlar çeşitli vazifelerde görev almaya başlamıştır. Bu çalışma alanlarından biri de Maliye Nezareti’dir.

Cumhuriyet Dönemi’nde yaşanan gelişmeler ise kadına verilen hakların da çeşitlenmesiyle sonuçlanmıştır. Medeni Kanun’un yürürlüğe girmesi ile birçok konuda da değişikliklerin yaşandığı görülür.


Çeşitli Medeniyetlerde Kadının Önemi

İnsanın dünya üzerinde var olduğu ilk günden bu yana büyük bir değişim geçirdiği bilinen bir gerçektir. Yapılan arkeolojik kazılar ya da bilimsel çalışmalar göstermektedir ki toplumların yapısı değişim geçirmiştir.

İlk insan toplulukları avcı-toplayıcı bir yaşam modeline sahipken kadının bu toplum yapısı içindeki konumu da önemli olmuştur. İlk toplumlarda kadın doğurganlığı sebebiyle özel bir öneme sahip olurken anaerkil düzenin de belirleyici unsuru olarak karşımıza çıkmaktadır.

Erkeğin öne çıkışı ise sabanın kullanılması ve Tunç Çağı ile bağdaştırılmaktadır. Ekonomik gücün erkeğin eline geçişi toplum yapısında da değişikliklere yol açmış ve ataerkil düzenin başlangıcı için zemin oluşturmuştur.

Neolitik Dönem, yerleşik yaşamın başlangıcı olurken toprağa bağlanan insanın çeşitli hayvanları da evcilleştirmek sureti ile yeni bir düzene geçtiği gözlemlenmektedir. Bu dönemin koşulları doğrultusunda toprak işlenmiş medeniyetler yavaş yavaş şekillenmeye başlamıştır.

Anadolu ve Mezopotamya uygarlıkları incelendiğinde kadına yüklenen çeşitli sorumlulukların olduğu fark edilmektedir. Mezopotamya uygarlıklarından Sumerlerde kadın siyasi haklara sahipken Anadolu uygarlıklarından biri olan Hititlerde yargıçlık yapan kadınlar söz konusuydu.

Bunun yanı sıra Eski Yunan’a baktığımızda kadının alınıp satılabilen bir meta olarak görülmesi dikkate değer bir konudur. Siyasi ya da sosyal hakları olmayan kadın bu medeniyette değersiz hale getirilmiştir.

Türklerde kadına verilen önem çeşitli destanlar vasıtası ile anlatılırken kadının sahip olduğu siyasi haklar da vardı. Toya başkanlık edebilen kadın kağan kadar kutsal sayılmaktaydı. Aile içerisindeki değeri söz konusu olduğunda evin sahibi olarak konumlandırıldığı görülmekteydi.


Osmanlı Devleti’nde Kadın

Osmanlı Devleti’nin kurulduğu ilk yıllarda kadınlar ayrıcalıklarına hala sahipken ilerleyen süreçlerde yaşanan siyasi ve toplumsal değişiklikler ters yönde bir gelişmenin oluşmasında etki göstermiştir. Buna göre 1750 yılında 1. Mahmut döneminde kadınlara mesire yerlerine gitme yasağı getirilirken 3.Osman döneminde kadınlara haftanın 3 günü sokağa çıkma yasağı uygulandı.

Tanzimat dönemi kadına öğretmenlik yapabilme fırsatı tanırken memur olabilmek için meşrutiyet dönemini beklemek gerekmekteydi.

1908’de ilan edilen İkinci Meşrutiyet kadınlar tarafından da memnuniyetle karşılanan bir dönemdir. Tanzimat döneminde kadın bilinçlenmeye başlamıştır. Meşrutiyet dönemine gelindiğinde bu dönem kadın örgütlerinin oluşumuna da sahne olmuştur.

Bu gelişmelerde etkili olan birçok unsur söz konusudur. Batı’da yaşanan değişimler de göz önüne alındığında kadınların farklı dünya beklentilerinin oluşmaya başladığı gözlemlenir.

İkinci Meşrutiyet Dönemi’ne kadar kadınlara tanınan sınırlı hakların bu dönemden itibaren artması kadının bilinçlenmesinde etkili olmuştur.

Meşrutiyet döneminde düşünürler ve yazarlar da dahil olmak üzere birçok eğitimli kişi kadının toplum içindeki yerini söz konusu etmiş ve önemsemiştir.

1908’den sonra kurulan kadın dernekleri yaklaşık olarak 100 civarındadır. 2. Meşrutiyet Dönemi kadınlara sağlık alanında çalışma imkânı yaratması açısından da önemli bir dönemdir. Savaş şartları gereği ihtiyaç duyulan hastabakıcı ve hemşire ihtiyacı bu uygulamada etkili olan nedenler arasındadır.


Cumhuriyet Dönemi

Cumhuriyet Dönemi’ne gelindiğinde Türk kadınına verilen önemin ve değerin arttığı fark edilmektedir. Kadınların eğitim alması için açılan birçok okuldan bu dönemde söz etmek mümkündür.

Harf inkılabı yapıldıktan sonra okuma yazma seferberlikleri başlatılmış ve kadınların hem toplumsal yaşamda hem de çalışma hayatında yer almaları sağlanmıştır.

Laik bir toplum yapısına kavuşulması kadınların aktif olarak çeşitli alanlarda bulunmasını da kolaylaştırırken kendisine verilen siyasi haklar da önemli olmuştur.

1924 yılına gelindiğinde Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile kadın erkek herkese eşit eğitim imkânı tanınmış ve 1926’da kabul edilen Medeni Kanun ile sosyal, kültürel ve ekonomik birçok konu düzenlenmiştir.

Kadın için getirilen resmi nikah hakkı, miras hakkı çok eşlilik gibi konular Medeni Kanun’la düzenlenmiş Türk kadınına toplumda hak ettiği yer kazandırılmak istenmiştir.


Siyasette Kadının Yeri

Kurtuluş Savaşı kadınların siyasi faaliyetlerde bulunmaları için de uygun zemin hazırlamıştır. Kadınların kurduğu dernekler sayesinde faaliyetler yürüttükleri ve çeşitli mitingler düzenledikleri bilinen bir gerçektir.

1930 yılı kadınların belediye seçimlerine katılmaya hak kazandığı yıl olarak kayıtlara düşerken 1933’te muhtar olabilme hakkını elde etmişlerdir. Köy ve ihtiyar heyetlerine seçilebilme hakkı yine 1933’te kadınlara tanınan bir haktır.

1934 yılı ise seçme ve seçilme hakkına kadınların kavuştuğu gün olarak yer almaktadır. Bu kanuna göre 22 yaşını tamamlayan kadın veya erkek seçimlerde oy kullanma hakkını kazanırken 30 yaşını tamamladığında herkes milletvekili olabilme hakkını elde etmiştir.

Orta Asya Türk toplumlarında kadına verilen değer Selçuklu Devleti döneminde çeşitli nedenlere bağlı olarak gerileme dönemine girerken Osmanlı İmparatorluğu zamanında kadının gittikçe değer kaybettiği gözlemlenir.

İslamiyetin kadına verdiği değer ve öneme rağmen Teokratik devlet yapısı kadını gittikçe değersizleştirmekte ve onu bir meta haline getirmektedir. Türk kadını sahip olduğu haklarını geri alabilme şansını Cumhuriyet Dönemi ile yakalamıştır.

Bu dönemde Atatürk’ün Türk kadınına verdiği değer oldukça fazladır. Kurtuluş Savaşı yıllarında vefakâr Türk analarının mücadelesini Atatürk hiçbir zaman unutmamış ve onlara olan minnettarlığını belki de binlerce yıl önce sahip oldukları haklarını geri iade ederek ödemiştir.

Atatürk’ün Türk kadınlarına yönelik inkılaplarının 1916 yılları sırasında şekillenmeye başladığı Doğu Cephesi kumandanı olduğu yıllarda bu konuyu yakın çevresi ile konuştuğu bilinmektedir.

Günümüzde kadınların sosyal yaşamın yanı sıra iş yaşamında da daha aktif olarak yer alması teşvik edilmelidir. Bu durumun gelişerek artması ise arzu edilen bir durumken yetişen nesillerin nitelikli bir eğitime tabi tutulması önemli hale gelmektedir. Kadınların eğitilmeleri daha donanımlı hale gelmelerine ve ülkede yaşanan çeşitli gelişmelerde aktif olarak yer almalarında etkili olacaktır.

Kadın yalnızca evde değil yaşamın her alanında yer almalı ve her konuda desteklenmelidir. Yeni nesilleri yetiştirme konusunda önemli görevler üstlenen kadınlar her konuda başarılı olabilecek özelliklere sahip olmaları ile toplumda erkeğin yanında yer alan en önemli yapıtaşlarıdır.


Kaynaklar:

AYDIN, Harun. “Meşrutiyet’ten Cumhuriyet’e Türkiye’de Kadın.” Current Research in Social Sciences 1.3 (2015): 84-96.

DOĞRAMACI, Emel. “Cumhuriyet Döneminde Türk Kadını.” Erdem 1.1 (1985): 111-124.

 

Bu İçeriğe Tepkiniz Nedir?
  • 1
    muhte_em
    Muhteşem
  • 0
    be_endim
    Beğendim
  • 0
    be_enmedim
    Beğenmedim

Saldango.com' da yazdığım ilk makalemden son makaleme kadar; sizleri genel manada bilgiye ulaştırmanın yanı sıra sağlık lı ve bilinçli birer insan olmanızı istiyorum. Zaman zaman kendime has özel içeriklerde üretiyorum. Film incelemesi, film eleştirisi, teknoloji yada kafanızda oluşan '' nedir '' sorusuna cevap bulmak istiyorsanız Saldango.com tam size göre bir yer.

Yazarın Profili
Paylaş
İlginizi Çekebilir